admin
Sun 19 October 2008, 05:23 pm GMT +0300
Motive olarak ders çalışma, kişiyi başarıya göçtürür. Çalışmaya motive olmak için;
Çalışmayı ihtiyaç olarak görün
Çalışmaya motive olabilmek çalışmayı bir ihtiyaç olarak görmeye bağlıdır. Bunun için belirlenmiş bir hedef olmalıdır. Öğrenci bu hedefe ulaşmayı amaçlamalıdır. Hedefe ulaşmayı isteyen kişi bunun çalışmayla olduğunu düşünecektir. Dolayısıyla çalışmak için gerekli olan davranışlara yönelecektir. Böylece motivasyon sağlanmış olacaktır.
Burada önem verilmesi gereken ve motivasyon için zemin oluşturan bir etken olan ilgidir. İlgi, herhangi bir nesne, obje, olay veya duruma karşı insanda sürekli var olan ve zor şartlarda da devam eden istek ve eğilimlerdir. Dolayısıyla ilgi, motivasyonu kolaylaştırır.
Hedefinizi parçalara bölün
Genel bir hedefin dışında motivasyon için, her dersten önce de çalışacağınız hedefi: “Şuraya kadar çalışacağım, şunun için...” deyip hedefinizi belirlemeniz gerekir.
Bir hedefe yönelik yapılmasın gerekenler size ağır gelebilir. Zorluklar size büyük, taşınmayacak bir yük gibi gelebilir. Bu durumda başarılabilir küçük hedefler belirleyin ve sadece o küçük hedeflere ulaşmayı düşünün. Küçük küçük hedeflerle bir de bakmışsınız büyük başarılara imza atmışsınız. Bu yöntemi ders çalışma da kullanabilirsiniz.
Hedefe ulaştığınızı hayal edin
Kişinin hayal gücü sayesinde hedefini gerçekleştirdiğini gözünün önüne getirmesi motivasyonunu sağlayacaktır. Yapılacak iş, hedefinize ulaştığınızı zihninizde canlandırmanız olacaktır.
Başarıyı hayal etmenin, kişinin kendisini başarılı olmuş bir kişi olarak zihninde canlandırmasının motivasyonu sağlayarak başarıya olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.
Sizler de başarıya ulaşma yolunda motivasyon sorunu yaşadığınızda hemen hedefinize ulaştığınızı düşünün. Başarıya ulaşmış hâlinizi hayal edin. Yararlı olduğunu göreceksiniz.
Grup çalışmasını deneyin
Sosyal uyum ve grup baskısı eğer doğru arkadaşlar seçilmişse çalışmaya başlamayı kolaylaştırır. Bir hedef doğrultusunda çalışan kişilerin yanında olmak kişide bir çalışma isteği doğurabilir.
Ertelemeyin
İnsan, aslında başarıya ulaşmak ve hayallerini gerçekleştirmek için ne yapması gerektiğini bilir. Birçok öğrencimiz, çalışmam gerektiğini bildiğim hâlde çalışamıyorum, derken bu gerçeği dile getirmektedir.
Ancak bilinenler bazen davranışa dönüştürülemez. Çünkü bir sürü bahaneler üretilir. Çalışma ortamıyla ilgili, aile ilişkileriyle ilgi, arkadaşlarla ilgili, öğretmenlerle ilgili, ekonomik durumla ilgili, imkânların yetersizliği ile ilgili, bitmek bilmeyen isteklerle ilgili... bu mazeretler tükenmez.
Oysa bu mazeretleri düşünmek ve bulmak; hatta bulunan mazeretler hak vermek için harcanan bütün gayret, zaman, enerji, sabır öğrencinin amacına ulaşması yolunda harcansa amacın yarısı gerçekleştirilir. Bunun için öncelikle mazeretlere sığınmaktan vazgeçmek gerekir. Öğrenci içinde bulunduğu durumda en iyisini yapmanın yollarını aradığında bulacak, çalışmaya başlayabilecek gücü kendisinde hissedecektir.
Kendinize engel olmayın
İnsanın başarıya ulaşmasının önündeki en büyük engel kendisidir. Kişi kendine engel olmamalıdır. Engel olma olumsuz düşünme ve erteleme şeklinde ortaya çıkar.
Yaşama ve olaylara hatta başarısızlıklara bile hep pembe gözlükle bakın. Bu, gerçekleri görmezlikten gelin, anlamına gelmez. Gördüğünüz gerçekleri iyiye yorumlayın. Yaşadığınız bir başarısızlığı, doğrusunu öğrenmek için bir fırsat şeklinde değerlendirin. Tecrübe olarak değerlendirin. Bir diğeri ise yapacağınız işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Yarın hiç gelmez. Sang H. Kim’in de dediği gibi: “Sadece şimdi vardır, sonra asla gelmez.”
Henry Hancock: “İnançlarımızdan eylemlerimiz doğar, eylemlerimizden alışkanlıklarımız meydana gelir, alışkanlıklarımız karakterimizi oluşur ve karakterimiz üzerine de kendimizi bina ederiz.” diyor. İnanç, insan davranışlarını etkileyen en önemli motive edici güçlerdendir. Başarabileceğinize ve hedefe ulaşabileceğinize inanın. İnsan inandığını gerçekleştirebilir.
Emile Coue: “Eğer bir işi yapabileceğine inanırsan, ne kadar güç olursa olsun, başarırsın. Ama kendini, dünyadaki en basit bir şeyi yapamayacak biri olarak görürsen, köstebek tepecikleri bile senin tırmanamayacağın kadar yüksek tepeler hâlinde görünürler.” diyor. İnsan, inanmadıklarının peşinde koşmaz. İnanç olmazsa çalışmadan verim de alınamaz. İnanç çalışmaya başlamayı ve sürdürmeyi sağlayan motive edici bir güçtür.
Kendinize zaman ayırın
Kendinize zaman ayırın. Sevdiğiniz şeyleri yapmak için plânınızda zaman ayırın. Sizi memnun edecek şeyler bulun. Hayatı sevin. İnsanları sevin. Yaşamayı sevin. Her şeyde bir güzellik arayın. Etrafı, insanları, canlıları, kendinizi hayranlıkla seyredin. Etrafınızda olumlu düşünen arkadaşlarınız olsun. Sinemaya, tiyatroya gidin. Gezin, dolaşın, eğlenin. Bütün bunlara plânınızda yer verin. Bunların hepsi size moral verecektir. Moral de motivasyonu sağlar.
Merak edin
John M. Brown: “Allah beni, merakımın kireçlenmesinden korusun; çünkü, büyük şeyler kadar küçük şeyler hakkında bir şeyler öğrenme arzusu uyandıran o merak, tüm canlıları hareket ettiren ana güdü, dinamo ve itme gücüdür.” diyor.
Bu güçten siz de yararlanmak istiyorsanız çalışacağınız dersleri merak edin. En azından çalışacağınız derslerin ilgi duyduğunuz, merakınızı çekecek yerlerini araştırın. Merak bilimin öğretmenidir. Çünkü öğrenme için kişiyi harekete geçirir. Merak bu yönüyle çalışmaya başlayamamanın ilacıdır.
Mazeretlere sığınmayın
Eksiklikler bitmez. “Şu olsaydı daha iyi olurdu, bu olmayınca olmuyor, o olmazsa çalışamam...” türü mazeretlere sığınmayın. Onun yerine “Bu, şu, o olmadan acaba ben hedefime nasıl ulaşırım?” diyerek bunun mücadelesini verin.
Moralinizi bozmayın
İstemediğiniz bir durumla karşılaştığınızda moralinizi bozmayın. Bu durumun iyi taraflarını görmeye çalışın. Hayatınızın kendi elinizde olduğunu, siz izin vermedikçe hiçbir kişi veya şeyin onu güzelleştirmeye ya da ya da çirkinleştirmeye gücü yetmeyeceğini unutmayın. Ne yaparsanız kendiniz kendinize yaparsınız.
Güler yüzlü olun
Gülümsemeye, gülmeye çalışın. Bunun için mizahi yazılar, kitaplar, fıkralar, dergiler okuyun. Hayatın hoş yönlerini görmeye çalışın.
Gülümsemenin birçok faydası vardır: Vücudun rahatlamasına yardımcı olur. Sakinleşmemizi sağlar. Beynin yaratıcılık merkezini harekete geçirir ve yeniliklere, belirsizliklere, değişikliklere karşılı hoşgörülü yaklaşmamızı sağlar; geniş fikirli olmamıza yardımcı olur; sorunlarımızı çözümlemede ilerleme sağlamamıza yardımcı olur; risk almaya yatkınlaşmamızı sağlar. Böylece yaşama daha sıkı bağlanır, hedeflerimize ulaşma isteği gösterir, öğrenmeye hazır hâle geliriz.
Korkmayın
Başarısızlık bir sonuçtur. Bu sonuç, davranışlardan kaynaklanır. Eğer davranışlar değiştirilirse sonuç da değişir. Yoksa başarısızlık sizin kaderiniz değildir. Öyleyse başarısızlıktan korkmayın. Başarısız olduğunuz anlarda aslında neyi yapmamanız gerektiğini öğrenmiş oluyorsunuz. Bu durumda başarısızlığı, daha iyisini yapmak için bir başlangıç olarak görün; bir bitiş olarak değil...
İsteyin ve azimli olun
Roz Townsend: “Mutluluğu, neşeyi, sevinci, aşkı ya da başka şeyleri arzuluyorsanız, kendinize onlardan söz edin. Şiddetle arzuladığınız şeyi elde edersiniz.” diyor. Öğrenmeye istekle yaklaşırsanız ve bu konuda azimli olursanız öğreneceğiniz dersi veya konuyu büyük bir dikkatle algılarsınız. Öğreneceğiniz bilgiyi gözden kaçırmadan incelemeye alırsınız. Çalışmaya istek ve azimle yönelirseniz zihninizi daha etkin kullanabilirsiniz, çünkü bu durumda dikkatiniz öğreneceğiniz bilgiye yöneleceğinden zihniniz anlamaya hazır olacaktır. Böylece incelemeye aldığınız bilginin hafızanızdaki bilgilerle bağlantıya girmesini sağlamış olursunuz. Tabii, zihniniz sözcüklerle değil, onların anlamlarıyla uğraştığından gerçek öğrenme, kavrayarak öğrenme oluşur.
Peki istek ve azim nasıl doğar?
Bu konuda Prf. Dr. Yılmaz Özakpınar: “Zihne, var olan bilgi yapısıyla kavrayabileceği düzeyde içerikler sunulursa zihin hareketlenir. Zihni harekete geçirmenin sırrı, onu kurcalayacak kadar belirsizlik taşıyan; fakat yine de, onun biraz çabayla kavrayabileceği içerikler sunmaktır. Öğrenme içeriğinin düzeyi, zihnin kavrama kabiliyetine ayarlanırsa, öğrenme isteği ve azmi kendiliğinden doğar.” diyor.
Öyleyse başarıya giden yolda öğrenmeyi isteyerek ve azimle gerçekleştirmeniz için içinizde bu duyguların uyanmasını sağlamalısınız. Bunun yolu da dersi veya konuyu seviyenize göre anlatan ve çalıştığınızda anlayabileceğiniz kaynaklardan çalışmanızdır.
Çalışmayı ihtiyaç olarak görün
Çalışmaya motive olabilmek çalışmayı bir ihtiyaç olarak görmeye bağlıdır. Bunun için belirlenmiş bir hedef olmalıdır. Öğrenci bu hedefe ulaşmayı amaçlamalıdır. Hedefe ulaşmayı isteyen kişi bunun çalışmayla olduğunu düşünecektir. Dolayısıyla çalışmak için gerekli olan davranışlara yönelecektir. Böylece motivasyon sağlanmış olacaktır.
Burada önem verilmesi gereken ve motivasyon için zemin oluşturan bir etken olan ilgidir. İlgi, herhangi bir nesne, obje, olay veya duruma karşı insanda sürekli var olan ve zor şartlarda da devam eden istek ve eğilimlerdir. Dolayısıyla ilgi, motivasyonu kolaylaştırır.
Hedefinizi parçalara bölün
Genel bir hedefin dışında motivasyon için, her dersten önce de çalışacağınız hedefi: “Şuraya kadar çalışacağım, şunun için...” deyip hedefinizi belirlemeniz gerekir.
Bir hedefe yönelik yapılmasın gerekenler size ağır gelebilir. Zorluklar size büyük, taşınmayacak bir yük gibi gelebilir. Bu durumda başarılabilir küçük hedefler belirleyin ve sadece o küçük hedeflere ulaşmayı düşünün. Küçük küçük hedeflerle bir de bakmışsınız büyük başarılara imza atmışsınız. Bu yöntemi ders çalışma da kullanabilirsiniz.
Hedefe ulaştığınızı hayal edin
Kişinin hayal gücü sayesinde hedefini gerçekleştirdiğini gözünün önüne getirmesi motivasyonunu sağlayacaktır. Yapılacak iş, hedefinize ulaştığınızı zihninizde canlandırmanız olacaktır.
Başarıyı hayal etmenin, kişinin kendisini başarılı olmuş bir kişi olarak zihninde canlandırmasının motivasyonu sağlayarak başarıya olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.
Sizler de başarıya ulaşma yolunda motivasyon sorunu yaşadığınızda hemen hedefinize ulaştığınızı düşünün. Başarıya ulaşmış hâlinizi hayal edin. Yararlı olduğunu göreceksiniz.
Grup çalışmasını deneyin
Sosyal uyum ve grup baskısı eğer doğru arkadaşlar seçilmişse çalışmaya başlamayı kolaylaştırır. Bir hedef doğrultusunda çalışan kişilerin yanında olmak kişide bir çalışma isteği doğurabilir.
Ertelemeyin
İnsan, aslında başarıya ulaşmak ve hayallerini gerçekleştirmek için ne yapması gerektiğini bilir. Birçok öğrencimiz, çalışmam gerektiğini bildiğim hâlde çalışamıyorum, derken bu gerçeği dile getirmektedir.
Ancak bilinenler bazen davranışa dönüştürülemez. Çünkü bir sürü bahaneler üretilir. Çalışma ortamıyla ilgili, aile ilişkileriyle ilgi, arkadaşlarla ilgili, öğretmenlerle ilgili, ekonomik durumla ilgili, imkânların yetersizliği ile ilgili, bitmek bilmeyen isteklerle ilgili... bu mazeretler tükenmez.
Oysa bu mazeretleri düşünmek ve bulmak; hatta bulunan mazeretler hak vermek için harcanan bütün gayret, zaman, enerji, sabır öğrencinin amacına ulaşması yolunda harcansa amacın yarısı gerçekleştirilir. Bunun için öncelikle mazeretlere sığınmaktan vazgeçmek gerekir. Öğrenci içinde bulunduğu durumda en iyisini yapmanın yollarını aradığında bulacak, çalışmaya başlayabilecek gücü kendisinde hissedecektir.
Kendinize engel olmayın
İnsanın başarıya ulaşmasının önündeki en büyük engel kendisidir. Kişi kendine engel olmamalıdır. Engel olma olumsuz düşünme ve erteleme şeklinde ortaya çıkar.
Yaşama ve olaylara hatta başarısızlıklara bile hep pembe gözlükle bakın. Bu, gerçekleri görmezlikten gelin, anlamına gelmez. Gördüğünüz gerçekleri iyiye yorumlayın. Yaşadığınız bir başarısızlığı, doğrusunu öğrenmek için bir fırsat şeklinde değerlendirin. Tecrübe olarak değerlendirin. Bir diğeri ise yapacağınız işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Yarın hiç gelmez. Sang H. Kim’in de dediği gibi: “Sadece şimdi vardır, sonra asla gelmez.”
Henry Hancock: “İnançlarımızdan eylemlerimiz doğar, eylemlerimizden alışkanlıklarımız meydana gelir, alışkanlıklarımız karakterimizi oluşur ve karakterimiz üzerine de kendimizi bina ederiz.” diyor. İnanç, insan davranışlarını etkileyen en önemli motive edici güçlerdendir. Başarabileceğinize ve hedefe ulaşabileceğinize inanın. İnsan inandığını gerçekleştirebilir.
Emile Coue: “Eğer bir işi yapabileceğine inanırsan, ne kadar güç olursa olsun, başarırsın. Ama kendini, dünyadaki en basit bir şeyi yapamayacak biri olarak görürsen, köstebek tepecikleri bile senin tırmanamayacağın kadar yüksek tepeler hâlinde görünürler.” diyor. İnsan, inanmadıklarının peşinde koşmaz. İnanç olmazsa çalışmadan verim de alınamaz. İnanç çalışmaya başlamayı ve sürdürmeyi sağlayan motive edici bir güçtür.
Kendinize zaman ayırın
Kendinize zaman ayırın. Sevdiğiniz şeyleri yapmak için plânınızda zaman ayırın. Sizi memnun edecek şeyler bulun. Hayatı sevin. İnsanları sevin. Yaşamayı sevin. Her şeyde bir güzellik arayın. Etrafı, insanları, canlıları, kendinizi hayranlıkla seyredin. Etrafınızda olumlu düşünen arkadaşlarınız olsun. Sinemaya, tiyatroya gidin. Gezin, dolaşın, eğlenin. Bütün bunlara plânınızda yer verin. Bunların hepsi size moral verecektir. Moral de motivasyonu sağlar.
Merak edin
John M. Brown: “Allah beni, merakımın kireçlenmesinden korusun; çünkü, büyük şeyler kadar küçük şeyler hakkında bir şeyler öğrenme arzusu uyandıran o merak, tüm canlıları hareket ettiren ana güdü, dinamo ve itme gücüdür.” diyor.
Bu güçten siz de yararlanmak istiyorsanız çalışacağınız dersleri merak edin. En azından çalışacağınız derslerin ilgi duyduğunuz, merakınızı çekecek yerlerini araştırın. Merak bilimin öğretmenidir. Çünkü öğrenme için kişiyi harekete geçirir. Merak bu yönüyle çalışmaya başlayamamanın ilacıdır.
Mazeretlere sığınmayın
Eksiklikler bitmez. “Şu olsaydı daha iyi olurdu, bu olmayınca olmuyor, o olmazsa çalışamam...” türü mazeretlere sığınmayın. Onun yerine “Bu, şu, o olmadan acaba ben hedefime nasıl ulaşırım?” diyerek bunun mücadelesini verin.
Moralinizi bozmayın
İstemediğiniz bir durumla karşılaştığınızda moralinizi bozmayın. Bu durumun iyi taraflarını görmeye çalışın. Hayatınızın kendi elinizde olduğunu, siz izin vermedikçe hiçbir kişi veya şeyin onu güzelleştirmeye ya da ya da çirkinleştirmeye gücü yetmeyeceğini unutmayın. Ne yaparsanız kendiniz kendinize yaparsınız.
Güler yüzlü olun
Gülümsemeye, gülmeye çalışın. Bunun için mizahi yazılar, kitaplar, fıkralar, dergiler okuyun. Hayatın hoş yönlerini görmeye çalışın.
Gülümsemenin birçok faydası vardır: Vücudun rahatlamasına yardımcı olur. Sakinleşmemizi sağlar. Beynin yaratıcılık merkezini harekete geçirir ve yeniliklere, belirsizliklere, değişikliklere karşılı hoşgörülü yaklaşmamızı sağlar; geniş fikirli olmamıza yardımcı olur; sorunlarımızı çözümlemede ilerleme sağlamamıza yardımcı olur; risk almaya yatkınlaşmamızı sağlar. Böylece yaşama daha sıkı bağlanır, hedeflerimize ulaşma isteği gösterir, öğrenmeye hazır hâle geliriz.
Korkmayın
Başarısızlık bir sonuçtur. Bu sonuç, davranışlardan kaynaklanır. Eğer davranışlar değiştirilirse sonuç da değişir. Yoksa başarısızlık sizin kaderiniz değildir. Öyleyse başarısızlıktan korkmayın. Başarısız olduğunuz anlarda aslında neyi yapmamanız gerektiğini öğrenmiş oluyorsunuz. Bu durumda başarısızlığı, daha iyisini yapmak için bir başlangıç olarak görün; bir bitiş olarak değil...
İsteyin ve azimli olun
Roz Townsend: “Mutluluğu, neşeyi, sevinci, aşkı ya da başka şeyleri arzuluyorsanız, kendinize onlardan söz edin. Şiddetle arzuladığınız şeyi elde edersiniz.” diyor. Öğrenmeye istekle yaklaşırsanız ve bu konuda azimli olursanız öğreneceğiniz dersi veya konuyu büyük bir dikkatle algılarsınız. Öğreneceğiniz bilgiyi gözden kaçırmadan incelemeye alırsınız. Çalışmaya istek ve azimle yönelirseniz zihninizi daha etkin kullanabilirsiniz, çünkü bu durumda dikkatiniz öğreneceğiniz bilgiye yöneleceğinden zihniniz anlamaya hazır olacaktır. Böylece incelemeye aldığınız bilginin hafızanızdaki bilgilerle bağlantıya girmesini sağlamış olursunuz. Tabii, zihniniz sözcüklerle değil, onların anlamlarıyla uğraştığından gerçek öğrenme, kavrayarak öğrenme oluşur.
Peki istek ve azim nasıl doğar?
Bu konuda Prf. Dr. Yılmaz Özakpınar: “Zihne, var olan bilgi yapısıyla kavrayabileceği düzeyde içerikler sunulursa zihin hareketlenir. Zihni harekete geçirmenin sırrı, onu kurcalayacak kadar belirsizlik taşıyan; fakat yine de, onun biraz çabayla kavrayabileceği içerikler sunmaktır. Öğrenme içeriğinin düzeyi, zihnin kavrama kabiliyetine ayarlanırsa, öğrenme isteği ve azmi kendiliğinden doğar.” diyor.
Öyleyse başarıya giden yolda öğrenmeyi isteyerek ve azimle gerçekleştirmeniz için içinizde bu duyguların uyanmasını sağlamalısınız. Bunun yolu da dersi veya konuyu seviyenize göre anlatan ve çalıştığınızda anlayabileceğiniz kaynaklardan çalışmanızdır.